Allah'ın insana verdiği en büyük değer: Özgürlük
Allah, insanı özgür ve hür bir birey olarak yaratmıştır. İnsanı hayatının her döneminde özgürleştirir; hür yaşamasını ve hür düşünmesini emreder.
Yaşadığımız dünyada ve ülkemizde, Allah'ın yaratılıştan bize bahşettiği hürriyet, maalesef diğer insanlar, devletler ve kurumlar tarafından elimizden alınıyor.
Allah'ın yüce kitabında en şiddetle men ettiği yasaklardan biri, kula kulluk etmek ve düşüncenin köleleşmesidir. Rabbimiz, yüce kitabında bize, “Ayetlerimi okuyun, onları iyice anlayın. Sizin için o ayetlerin içerisinde ne büyük hikmetler var.” diye buyurmaktadır.
Biz ise Rabbimizin bu hitabını sanki “Okumayın, incelemeyin, düşünmeyin.” diye anladık. Dinleyin yeter, o zaten en iyisini bilir ve söyler!
İnsanların yanlış yapabileceğini söyleyemiyoruz. Sanki bunu söylemek inkâr olacak. Hiç kimse ne efendisinin ne başkanının ne de ailesinin hata ettiğini kabul etmek istiyor.
İnsanları kendilerine kul, köle yapan kim olursa olsun, Allah'a ortak koşandır. Bugün kendi efendilerini, başkanlarını, önderlerini kutsayan, dokunulmaz kılan ve her dediklerini doğru kabul eden görüş ve düşünce sahiplerine yine en güzel cevap Allah'tandır.
Rabbimiz, Hûd suresinin 1 ve 2. ayetlerinde buyuruyor ki:
“Elif Lâm Râ. Bu Kur'an; ayetleri, hüküm ve hikmet sahibi olan ve her şeyden hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.”
“De ki: Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
Dünyayı ve ülkemizi saran en büyük tehlikelerden biri, hiç şüphe yok ki ekonomik kaygılar ve yaşama savaşında verdiğimiz mücadeledir. Bundan daha tehlikeli olanı ise fikrimizin, beynimizin ve inancımızın köleleşmesidir.
Bir bakıyorsunuz, bir önder ya da bir efendi çıkıyor ve diyor ki:
“Bizim işimiz, seni yaradan Rabbine yaklaştırmak, ona kulluk etmek.”
Sizin de istediğiniz aslında budur.
Bir zaman sonra bakıyorsunuz ki artık okumuyor, yazmıyor, konuşmuyor, hatta adım bile atmıyorsunuz.
Konuşurken, okurken, yazarken sadece “Kanaat önderimiz bu konuda şöyle dedi, bu konuda şöyle yazdı, bu konuda şöyle yaptı.” diyorsunuz.
Allah'a kul olmak için çıktığınız yolda, o öndere ya da efendiye köle olup kalıyorsunuz. Artık dünyaya onun ağzından, onun gözünden bakıyor, onun kulağından işitir hâle geliyorsunuz.
Yani özgür bir kölesiniz artık...
Bir yerde rızkınızı temin etmek, çoluk çocuğunuzun helal nafakasını kazanmak için çalışıyor ya da ticaret yapıyorsunuz. Çalıştığınız yerde yükselmek, ticaretinizde daha çok iş yapmak istiyorsunuz.
Bir üst idareci, onun üstü, onun da üstü derken en tepedekine ulaşıyorsunuz. Makamı, mevkiyi ve işi bu yolla kısa sürede elde ediyor, en popüler idareci ya da iş insanı oluyorsunuz.
Hayalinizdeki makamın, mertebenin, imkânların sahibi oluyor ve bunun zevkini yaşıyorsunuz.
Olduğunuz yerden düşme korkusu sizi yiyip bitiriyor adeta.
Artık sen, sen değilsin.
Söyleneni yapan, zerre kadar fikir beyan edemeyen, düşünemeyen, konuşamayan birisin artık.
Allah'ın sana doğuştan verdiği ve hayatın birçok döneminde seni özgür kıldığı hürriyeti, bu kazanımlar için terk ettin ve özgür bir köle oldun.
Gidişat kula kulluğa doğru. Allah muhafaza!
Bir vakıfta, dernekte ya da siyasi partide mücadele ediyorsunuz. Bir ideolojiniz, bir inancınız var. Samimisiniz ve çalışıyorsunuz.
Partinizde ya da devletin yönetiminde idareci oluyorsunuz.
Bu tılsım sizi öyle bir kuşatıyor, öyle bir kaplıyor ki artık merdivenleri beşer onar tırmanmak ya da çıktığınız yerde kalmak için çırpınıp parçalanıyorsunuz.
İstedikleriniz size veriliyor. İmkânlar, olanaklar bir bir önünüze seriliyor. Ya tek tek yükseliyorsunuz ya da o sihirli eller size değiyor ve bir anda çıkıyorsunuz.
Rüyanızda görseniz inanmayacağınız yerlere bir günde gelip bir günde gidebiliyorsunuz.
Ama artık düşünemiyor, konuşamıyor ve yazamıyorsunuz.
“O sihirli el ne der?”
“O sihirli el ne düşünür?”
Cevap kısa:
O derse doğrudur. O ne konuşursa doğrudur. O ne yaparsa doğrudur.
Artık bu, Allah korusun, kölelikten kula kulluğa doğru giden bir yoldur.
Allah'ın yüce kitabında şiddetle yasakladığı ve Hz. Peygamber'in en büyük mücadeleyi verdiği konulardan biri, insanın özgür olması, kula kul olmaması ve puta tapmamasıdır.
Her gün kaç kere okuyoruz Fâtiha suresini? Adeta Kur'an'ın özü, özeti:
Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
O, Rahmân'dır ve Rahîm'dir.
Ceza gününün mâlikidir.
(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
Bize doğru yolu göster.
Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
Nefis putu başta olmak üzere, fiziki putlara ve insana, öndere, başkana, lidere taparcasına itaat etmeyi ve sevmeyi Allah men etmiştir.
Allah, kitabında sadece kendisine kulluk edilmesini emretmekte; kula kul olanları, insanları kendilerine bağlayan, onları köle ve kul yapanları da asla affetmeyeceğini bildirmektedir.
İnsanlara bir imkân sağlayıp onları o imkânla kendilerine bağlayanlar, adeta rızık kendilerinden geliyormuş gibi davrananlar, “Biz olmadan bu dünyada yolunu bile bulamazsın.” diyen belamlara da Allah kitabında lanet ediyor.
İnsanlar fıtraten özgür doğarlar. Dinimiz özgürlüğü emretti. Öyle ki bir Müslümana ibadetin farz olması için akil baliğ olması ve hür olması gerekir. Bu kadar önemlidir Müslüman için özgür olmak.
Bu kadar kıymetli olan kazanımlarımızı neden birilerinin emrine, hizmetine amade ederiz?
“Böyle geldi, böyle gidiyor. Biz bir şey yapamayız.” diyoruz.
“Biz bir şey yapamayız.” sözü, bir iman ve inanç zedelenmesi değil midir?
Sizin Allah'ınız var, diyor yüce kitabımız.
Neticede Allah insanları özgür yaratıyor, hayatın birçok döneminde de özgürleştiriyor. Ama insan kendini köleleştiriyor...
Yine her gün en az yüz otuz iki kez okuduğumuz Fâtiha suresinin o muhteşem hitabı kulaklarımızda çınlamalı:
“(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.”
“Bize doğru yolu göster.”
Kula kulluk edene yazıklar olsun!
Yayın: Milliyet Blog – Makul Söz -13 Temmuz 2016
Kaynak: https://blog.milliyet.com.tr/allah-in-insana-verdigi-en-buyuk-deger---ozgurluk/Blog/?BlogNo=536421

Yorumlar
Yorum Gönder