Kayıtlar

Haziran, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tatilin Bermuda Üçgeni

Resim
  Yaşadığımız bu dönemde şunu açıkça görüyoruz: "tatil" dediğimiz şey artık işten uzaklaşıp dinlenme ve kendini toparlama hali olmaktan çıkmış durumda. Tatil; daha çok bir statü göstergesi, ekonomik ve dijital alanlara sıkışmış bir faaliyet haline geldi. Bir tarafta yorulan, tükenen bedenin dinlenme ihtiyacı var, diğer tarafta sosyal medyada görünür olma çabası, beğeni yarışı ve kredi kartlarıyla yapılan tatiller… Adeta bir "Bermuda Üçgeni"ne sıkışmış durumdayız: dinlenme kayboluyor, yerini tüketim ve gösteriş aldı. Ben kendime de soruyorum: Tatil nedir gerçekten? Sadece bedeni dinlendirmek midir? Zihni dinlenmeyen bir tatil olur mu? Elimizde akıllı telefon, tablet ve bilgisayar varken gerçekten kafa dinlenebilir mi? Sürekli bildirim, mesaj, iş takibi, sosyal medya akışı varken biz nasıl kopabiliriz? 1990'lı yılları hatırlıyorum. İşçi, esnaf ve çalışan kesim bayram tatillerini çoğunlukla memlekete giderek, aileyle vakit geçirerek, gerçekten dinlenerek yaşardı. B...

Bir Yokuş, Bir Şehir: Akaretler’in Hikâyesi

Resim
Beşiktaş’ta doğup büyüyen biri olarak Akaretler Sıraevleri’nin önünden yıllarca geçtim. Öyle çok düşünmeden, gündelik hayatın içinde; sabah işe giderken ya da akşam kalabalığın arasından dönerken… Beşiktaş Çarşısı’nın gürültüsü, maç günlerinin coşkusu, dolmuşların telaşı, insanların hızlı yürüyüşü arasında o taş cepheler hep aynı yerde duruyor. Çok kez onları sadece “güzel eski binalar” zannediyoruz ama hepsinin hikâyesi, hatta hikâye içinde hikâyesi var. Gerçekten ne olduklarını, hangi tarihin içinden geldiklerini fark edene kadar. O zaman anlıyoruz ki orası sadece bir sokak değil; İstanbul’un hikâyelerinden biri. Akaretler Sıraevleri’nin hikâyesi 1875 yılında Sultan Abdülaziz döneminde başlıyor. Projenin mimarı, dönemin ünlü saray mimarı Sarkis Balyan’dır. Sarkis Balyan’ın Osmanlı mimarlık tarihindeki önemi, sadece görkemli binalar tasarlamış olmasından değil, imparatorluğun geleneksel yapı kültürünü modern, Batılı ve endüstriyel bir sisteme dönüştüren kurucu figür olmasıdır. Dolmaba...

Sofra üzerinden kurulan yeni düzen

Resim
  Çoğumuz yemek yemeyi karnımızı doyurmak olarak görse de aslında yemek; toplumun kültürü, mutfağı, ekonomisi, gündelik yaşamı, politikası ve siyasetle ilişkisine kadar geniş bir konudur. Yemek sadece midenin doyması değil, üretim, sınıfsal ayrım ya da statü, kültürel aidiyet gibi birçok hadisenin sahnede görünür kısmıdır adeta. Bugün evimizde, gerek şehirde gerekse köyde, sofralarımızın etrafında tam bir dönüşüm yaşanıyor. Bu değişim; teknolojinin sağladığı kolaylıklar, hızlanan yaşam temposu ve değişen tercihler, değişen yaşam tercihleri, ekonomik kolaylıklar olarak sunuluyor bize. Akıllı telefon ekranından verilen siparişler, birkaç dakika içinde kapıya ulaşan yemekler, açık büfe köy kahvaltıları, kahveciler ve gurme restoranlar bu çağın getirdikleri olarak görülüyor. Aslında öyle olmadığını, bu görünümün arkasında yeni bir yapılanma olduğu da şüphesiz. Yemek artık yalnızca pişirilen, paylaşılan ve tüketilen bir şey değil; insanlara algılarına hitap eden, yönetilen, organize edi...