Biz olmaktan ben olmaya giden yanlış yollar
Yaşadıklarımıza anlam kazandıran tahayyül, kuşkusuz “biz” olmamız ve bizi biz yapan değerlerimizdir. “Biz” kimliğimizi yaralayan ortak travmalar söz konusu olduğunda, milleti oluşturan değerler sorgulanmaya, yaralanmaya ve daha ilerisinde çok acı bir tabloya doğru gitmeye başlar. Acı içinde kıvranan bizi tedavi etmek, onu içerisine düştüğü krizden kurtarabilmek ve yeniden biçimlendirmek pek tabii mümkündür.
yüzyılın küresel oyuncularının ve aktörlerinin, yüzyılın başından beri en çok kaşıdıkları konu, “biz” olan toplumları “ben” hâline getirmektir. Bunu anlamak, daha iyi kavramak için 1900 yılından bugüne kadar yaşanan savaş ve çatışmaları daha dikkatlice incelemek gerekir.
Örnek verecek olursak Hitler öncesi Almanya'da birçok kimse, “Yahudi” kimliğinin bilincinde değildi. Ta ki Naziler onları buna zorlayıncaya kadar. Başka bir örnek de yaklaşık yirmi yıl önce Yugoslavya'nın dağılmasıyla Sırp, Hırvat ve Boşnakların yaşadıklarıdır.
Ülkemizde de sorunların “kimlik çözümü” ile krizden kurtulacağına inananlar, bunu tüm topluma ve toplumsal bünyeye dayatarak elde edeceklerini zannederler. Bu yolla yeni beni dayatmak için kimlik duygusunun oluşturduğu hassasiyetlerden çokça yararlanırlar. Bu kartın adı ister benlik, ister ırkçılık, ister milliyetçilik olsun.
Toplumu ikiz kardeş olarak düşünelim. Genelde bu ikiz kardeşlerin arasındaki kavga, birinin diğerini ortak kimliklerine ve mallarına ihanet etmekle suçlamasıyla doğar. Bu tür kavgalar çok acı ve elim sonuçlara sebep olabilir.
Kendimizi ciddi biçimde tehdit altında hissettiğimizde hemen kimin benim iyiliğimi ya da kötülüğümü istediğini merak ederiz. İyi-kötü, dost-düşman gibi ayrımlar belki gündelik hayatta ve siyasette işlenebilir. Ancak esas tehlike, bu ayrımların ülkemizde ve İslam coğrafyasında inandığımız ana değer olan “biz”i topyekûn parçalamasıdır.
Geleceği tıkalı görülen dünya, insanlarda ötekine karşı korku oluşmasına sebep olmaktadır. Ortaklığın pusulası bozulunca ortaya çıkacak olan belirsizliktir. Bir de uygun ekonomik ve siyasi tercihleri yapamaz, verdiğimiz “biz” olma mücadelesini kaybedersek daha acı tablolarla karşı karşıya kalabiliriz.
Toplumsal uyum bozulursa korku, tüm zihinlere ve bedenlere egemen olur.
“Ülkeyi yeteneksizler yönetiyor, bunların gitmesi lazım”, “Her şey kötüye gidiyorsa bu adamların yüzünden” ya da daha tehlikelisi, “Onların yüzünden” gibi ötekileştirişi söylemlere sarılanlar, nefret edilen “ötekileri” oluşturmak isteyenlerdir.
Hacı Bektaş Veli'ye atfedilen bir sözde şöyle denir:
“Ben, ben olmaktan vazgeçtim. Sen yeter ki ‘Kim o?’ de. Kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.”
Aşırılık taraftarları, “İbihindugemb” canavarı gibidirler. Yani kafası ve kuyruğu olmayan yaratıklar.
Yayın: Milliyet Blog – Makul Söz -7 Nisan 2016
Kaynak: https://blog.milliyet.com.tr/biz-olmaktan-ben-olmaya-giden-yanlis-yollar/Blog/?BlogNo=527763

Yorumlar
Yorum Gönder