Ayarsızız Bu Günlerde!




“Bizi asıl kahreden, maskesi düşen adamın hiçbir şey olmamış gibi aynı maskeyi yeniden takıp aramızda dolaşması!”

Ayarsızız bu günlerde, hem de çok ayarsız!

Herkese, her söze, her gülen yüze tahammülümüz kalmadı. Hele iyi insan rolü oynayıp işine gelince başka türlü davrananlara hiç!

İnsan tanıdıkça şaşırıyorum. Bazıları nasıl bu kadar rahat davranabiliyor, anlamıyorum. Dün ağzına geleni söylediği adamla bugün kol kola geziyor. Üstelik kendisine eski sözlerini hatırlatınca bir de bozuluyor.

Fikrini değiştirirsin, eyvallah. Yanıldığını anlarsın, ona da eyvallah. Ama değişen fikrin değil de menfaatinse bunu da dürüstçe söyle.

Çevremizde birine yardım ettiğini kimseye anlatmayan, zor gününde arayıp soran, elinden gelmediğinde de açıkça söyleyen insanlar var. Onlarla bir derdimiz yok.

Ben başkalarını merak ediyorum.

Bu kadar maskeyi nerede saklıyorlar yahu?

Evde ayrı bir dolapları mı var? Arabalarının bagajında mı taşıyorlar? Sabah evden çıkarken çantalarına birkaç tane birden mi koyuyorlar?

Her yere, her adama, her işe uygun bir yüz!

Dost meclisinde başka, iş yerinde başka, siyaset konuşurken başka, işin içine para girince bambaşka...

Böyle yaşamak da kolay değildir ha!

Kime ne söyledin, kimi nerede övdün, kimin arkasından konuştun? Hepsini akılda tutacaksın.

Bir abimiz vardı, iki partiyi birden idare ediyordu. Bir gün yanımıza geldi, diğer partinin rozetini yakasından çıkarmayı unutmuş!

Eee, ne yapsın adam? İki tarafı birden idare etmek kolay mı?

Güldük geçtik.

Şimdi bakıyorum da rozet değiştirmek bunların yanında pek masum kalıyor.

Memlekette son zamanlarda konuşulanlara bakın. Vekil, bakan, belediye başkanı, iş adamı, kulüp başkanı... Kimler hakkında ne iddialar ortaya atılıyor!

Bir insan hakkında söylenen her şeyi doğru kabul edemeyiz. Araştırılır, soruşturulur, varsa suçun hesabı sorulur.

Ama vaktiyle başkalarını suçladıkları konularla kendi isimleri anılınca bazı insanların nasıl konuştuğunu da dinliyoruz.

Daha önce söyledikleriyle şimdiki açıklamalarını yan yana koyunca insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.

Yahu siz bunlara karşı değil miydiniz?

Dinî meselelerde de ilginç şeyler görüyoruz.

Adam başkalarının ne giyeceğine, nasıl yaşayacağına karışıyor. Herkese neyin günah, neyin yasak olduğunu anlatıyor. Sonra kendi hayatında ya da yakın çevresinde eleştirdiği davranışlar ortaya çıkınca bu kez başka türlü konuşuyor.

Başkası yapınca kabul etmediğine kendisi için türlü gerekçeler buluyor.

Kardeşim, sen kendi hayatını istediğin gibi yaşa. Kimsenin inancını sorguladığımız yok. Ama millete koyduğun kuralları kendin uygulamıyorsan buna da bir cevabın olsun.

Millî meselelerde de durum farklı değil.

Memleket sevgisinden uzun uzun söz eden birinin, iş kendi kazancına dokununca sesinin nasıl kısıldığını görüyoruz. Önceden karşı çıktığı işe kendisi ortak olunca itirazı bitiveriyor.

Ne oldu?

Daha düne kadar söylenmedik söz bırakmıyordun!

Bir de bizim hâlimiz var.

Sevmediğimiz birinin yaptığı yanlışı günlerce konuşuyoruz. Aynısını sevdiğimiz biri yapınca susuyor, hatta ona bir mazeret buluyoruz.

Bazen öyle savunmalar duyuyoruz ki insan şaşırıyor. Ortada savunulacak bir şey kalmamış, bizimki hâlâ uğraşıyor!

İşin kötüsü, bunu yaptığımızın farkındayız.

Siyasette gördüğümüz bu tavır günlük hayatımızda da var. Bir adamın size nasıl davrandığına bakıyorsunuz, sonra sizden ne beklediğini öğrenince bazı şeyleri daha iyi anlıyorsunuz.

Üstelik bu insanların bir kısmı herkesi kandırdığını sanıyor.

Oysa çoğu zaman kimin ne yaptığı biliniyor. İnsanlar her bildiklerini yüzlerine söylemiyor diye kendilerini pek akıllı zannediyorlar.

Sevmiyorsan sevme, seviyormuş gibi yapma. Birinden hoşlanmıyorsan arkasından konuşup yüzüne gülme. Bir işin varsa açıkça söyle.

Bu kadar basit!

Bir de bu maskelerin estetikle düzeltilecek tarafı yok. İstersen dünyanın parasını harca, yine de fayda etmez.

Yüzünü değiştirebilirsin, huyunu hangi ameliyatla değiştireceksin?

Ben de zaman zaman yanlış düşünüyor, gereksiz yere kızıyor, sonradan pişman olduğum sözler söylüyorum. Bunları inkâr edecek değilim.

Fakat insanın hatasını kabul etmesi başka, yaptığını savunmak için türlü bahaneler bulması başka.

Hele bir de kalkıp millete akıl vermesi!

İşte ayarımızın bozulduğu yer burası!

Birinin ne kadar güzel konuştuğuna artık eskisi kadar bakmıyorum. İşine gelmeyen bir durumla karşılaşınca ne yaptığı daha çok ilgimi çekiyor.

Kimsenin hayatına karışacak değiliz. Ne yaptıysanız yaptınız, ne yapıyorsanız yapıyorsunuz. Herkese engel olacak hâlimiz yok.

Ama bir zahmet karşımıza geçip bize insanlık, dürüstlük, ahlak dersi vermeyin!

Bizi asıl kahreden, maskesi düşen adamın hiçbir şey olmamış gibi aynı maskeyi yeniden takıp aramızda dolaşması!



Yayın : İtiraz Payı — www.itirazpayi.com, 3 Kasım 2026



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Yokuş, Bir Şehir: Akaretler’in Hikâyesi