Post Top Ad

HAYATIN EN BÜYÜK TESADÜFÜ, EN BÜYÜK ANLAMIDIR..



1950'li yıllarda, Malatya'daki bir bankadan Sivas'taki bir bankaya yüklü miktarda para gideceğini duyan Hekimhan'a bağlı Şotik köyünden üç kişi, arabayı soymaya karar verirler. İki ili birbirine bağlayan yolu kesmek için Balkaya mevkiine çıkarlar.

Yattıkları pusudan yolu gözlemektedirler. Zira o yıllarda tek tük araba geçmektedir. Bir süre sonra bi
r araba görülür. Sağ önünde bayrak sallanmaktadır. Her üçü de yüklü paranın olduğu banka arabası olduğunu zannederler. Aracın tekerlerine kurşun yağdırırlar. Araç yoldan çıkıp bir yerlere çarparak durur.

Şakiler içindekileri indirirler. Ağlayan ve beti benzi sapsarı bir anne ile kızını çıkarırlar. İki de erkek. Erkeklerden biri "Ben Malatya Valisiyim" der. Fakat inanmazlar, alaya alırlar: Ben de başbakanım, der birisi. Arabayı ararlar ama para yoktur. Bir daha, bir daha ararlar, yok.

Mehmet Rıza valinin fötrünü başından alıp kendi başına geçirir. Şık ceketini de çıkartır, sırtına geçirir. Söyle sana mı, bana mı yakıştı, der. Valinin ceplerini ararlar, yirmi lira çıkar. Vali olmadığın cebindeki paradan belli, benden fakirsin, derler

Töre, edep gereği kadınla kızına dönüp bakmazlar bile.

Aradıkları parayı bulamayınca valiyi ve koruma şöförünü sıkıca bağlarlar. Anne ve kızını da çözülecek şekilde bağlarlar ki, çözülüp erkekleri de çözsünler. Ve kırsalda kaybolurlar.

Anne ve kız çabucak bağlarını çözüp diğerlerinin de çözerler. Bir şekilde seyrek geçen arabaları durdurarak Malatya'ya varırlar.

Bir gün sonra Türkiye duyar, Malatya çalkalanır. Jandarma Şotik köyüne yığılır. Köylülere sorulur, dağ taş aranır, her çalının dibi yoklanır. Nihayetinde, Mehmet Rıza, Seydi Battal ve Hüseyin Sırma bulunur, derdest edilir, şehre getirilir. Bu ilk fotoğraf çekilir.

Vali bizzat kişileri görmek, tesbit etmek ister. Valiliğe yakın yere getirirler. Vali görür ve evet, bunlardı, der. Zaten Mehmet Rıza'nın üzerinde valinin fötrü ve ceketi vardır. Jandarma komutanı kendini tutamaz ve jopla Mehmet Rıza'nın yüzüne bir kaç kez vurur, kan içinde bırakır.

Şaki Mehmet Rıza valiye seslenir: -Beyim, istesek dağ başında sizi öldürebilir miydik, istesek mahremine zarar verir miydik? Yapmadık, dönüp bakmadık bile. Söyle bunlara bizi dövmesinler. Hapis cezamız neyse razıyız.

Vali, jandarma binbaşısına öyle yapmalarını söyler. Mahkemeye çıkarılırlar. Vali, bilmeden yaptıklarını, kötü muamele görmediklerini mahkeme heyetine söyler. Hafifletici sebeplerle her biri altı yıl hapis cezası alır.

Mapusluk senelerinde, bir keresinde vali, resmi hüviyeti dışında onları hapishanede ziyaret eder, kendisi için, aile albümüne koymak için fotoğraf dahi çektirir.

Aradan yıllar hatta iki kuşak geçer. Uludağ üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler fakültesinde iki sınıf arkadaşı, okul sonrası, ilerlemiş arkadaşlıklarını evlilik ile taçlandırmak isterler. Erkek, kızın evine, ailesiyle tanışmaya utana sıkıla gider. İçeride hal hatır sorma faslından sonra gözü duvardaki çerçeveli fotoğrafa ilişir. Şok geçirir. Çünkü mahcup damat adayı fotoğraftaki Hüseyin Sırma'nın torunudur. Utangaçlığını bir kenara bırakıp fotoğrafı sorar. Malatya valisinin eşi yaşamaktadır ve olayı anlatır. O yıllarda arabadaki kız da kayın valide adayıdır, artık.

Evlenen çift şu anda İstanbul'da, Bağcılar'da yaşamaktadırlar. Bu fotoğraf hem evlerinde hem de iş yerlerinde asılıdır.

Bu çerçeve, hayatlarının en büyük tesadüfü, en büyük anlamıdır.
28.8.19 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad