Post Top Ad

Evladı Fatihan Toprakları;Rumeli



Geçen yıl Kasım ayında kıymetli Ali Molla Salih’le Batı Trakya’ya gitmiştik. Evladı Fatiha’n topraklarının Batı Trakya ve Rumeli Bulgaristan’da kalan kısmını hep görmek arzusu vardı bende.

Bu yıl Sadakataşı Derneği kurban organizasyonu için Bulgaristan’a gidermisiniz dediğinde hiç düşünmeden evet dedim. Buradaki soydaşlarımızla buluşma isteğim vardı.

Bulgaristan’da organizasyonu yapacağımız arkadaşlarla görüştüğümüzde kurbanları bayramın ikinci günü kesebileceğimizi söylediler. Böylece birinci gün bayram namazını kılıp saat on ikide yola çıktık.



Bu organizasyonda yol arkadaşlarım kıymetli dostum Ali Öztürk ve Mustafa Okyay’dı. İstanbul’dan arabamızla yola revan olduk. Kapıkule sınır kapısı ile Kırklareli Demirköy hudut kapısı arasında kalan Hamzabeyli hudut kapısından çıkış yapacaktık. Gideceğimiz bölge olan Bulgaristan’ın Sliven bölgesine en yakın hudut kapısı burası idi.


İstanbul’dan yaklaşık üç saat süren bir yolculukla Hamzabeyli’ye vardık. Çok kalabalık olmayan sınır kapısından Lesovaya oradan Yambol üzerinden Sliven’e ulaştık. Burada Sliven müftüsü Akif hoca ile buluşacaktık. Akif hoca bir köye cenazeye gideceğinden kendisini Sliven’de bekledik. Saat dokuzda buluştuk ve kurban kesim planımızı yaptık.

Normalde kurbanlar Sliven’de bir mezbahanede kesilecekti. Fakat mezbahanede yasal bir prosedürden dolayı sıkıntısı çıkınca kurbanları dağ köylerinde kesmeye karar verdik.



Doğrusu çok yabancılık çekmiyorduk. Bölge insanı yaklaşık olarak Kırklareli ve Edirneliler gibi konuşuyordu. Ben Bulgaristan’a gitmeden önce burada bir milyon Türk yaşadığını bilmiyordum. Altı milyonluk Bulgar nüfusunda bir milyon Müslüman ve Türk nüfusu azımsanacak gibi değildi.


Bayramın ikinci günü sabah saat beşte Akif hoca ile otelde buluştuk. Ali Öztürk ve Mustafa Okyay’la beraber yaklaşık yüz kilometrelik bir yol katlederek kurban keseceğimiz ilk köye ulaştığımızda hava aydınlanmıştı. Adeta Kırklareli köylerine benziyordu buralar. Aslında köyleri görünce mezbaha ne işinin iptal edildiğine sevindim doğrusu. Burada kesilecek kurbanları adeta yeşil bir saha olan merada kestik. Sonrasında ikinci kurban keseceğimiz köye yani Akif Hocanın köyüne vardık. Köy isimleri maalesef aklımda kalmadı.

Burası tamamen Türk köyü idi. Trakya’da bolca zaman geçiren birisi olarak buralar bana hiç yabancı gelmiyordu. Adeta bizim ülkemizdeki balkan kökenlilerle bir kahvede sohbet eder gibi idik. Bu köy Sliven müftüsü Akif Hocanın köyü idi. Burada da Sadakataşı derneğine bağış edilen kurbanları kestik. Kurbanların paketleme işi yapılırken bizde köylülerle köy odasının yanında çay içerek bir sohbete tutulduk.


Diğer bir bölgede kesilecek kurbana ise bir arkadaşımız giderek şahitlik etti. Kurbanlar bir taraftan da ihtiyaç sahiplerine dağıtılmaya başlanmıştı. Köyü ve çevresini biraz dolaşarak fikir edindim. Bir dağ köyü idi. Yeşil düz alanlar meralarla çevrili.

İkindi vaktine yakın işimiz bitmişti. Yavaş yavaş dönüş yoluna doğru geçmiştik. Köyden veda ederek ayrıldık. Geri kalan Görevleri Akif hoca yerine getirecekti.
Sliven yakınlarından Yambola doğru yöneldik. Burada 1413 yılında yapılmış bir cami vardı. Bir süre aradıktan sonra Ebubekir Camii’nin önüne geldik. 

Ama Cami her tarafından demir kapılarla kapatılmış ve ibadete açık değildi. Bulgar hükümeti ile ilişkilerimizin iyi olduğu halde camiinin kapalı olmasına anlam veremedik. Yine yolumuzu Hamzabeyli Hudut kapısına doğru çevirdik. Yaklaşık 40 dakika sonra hudut kapısına ulaşmıştık. Kapı tenha idi. Hemen geçiş yaptık. Bizim hudut kapısından da geçerek yurda giriş yaptık.

Defalarca yurtdışına çıktım ama karadan giriş çıkış çok farklı bir duygu. Batı Trakya’dan dönerken de İpsala’dan giriş yaparken de böyle bir duyguya kapıldım.

Beşyüzmetrelik hudutu geçince sanki rüzgâr başka esiyor, toprak başka kokuyordu. Nasıl sevinmiştik nasıl moralimiz düzeldi. Allah kimseyi Vatansız yâda vatanında yabancı etmesin.

Sonuç olarak; Altı milyon nüfuslu Bulgaristan’da bir milyon Türk yaşamakta.
Bölgede çok daha organizasyon ve faaliyetlerde bulunmanın gerektiğini gördük. 
Bize çok yakın bir coğrafya ama kendilerini yalnız hissediyorlar. Buradaki çalışmalar devlete ve diyanete bırakılmış çokça.
Sivil Toplum çalışmaları bakımından daha fazla ortak çalışma yapılmalı. 

Organizasyonda bizleri yalnız bırakmayan gayretli ve çalışkan kardeşimiz Sliven Müftüsü Akif Akifov hocamıza ve teşekkürlerimizi iletelim. Gerçekten bir şeyler yapabilmek için gayret içerisinde.


Bu bölgeyi unutmayarak Kurban organizasyonu ve çeşitli faaliyetlerde bulunan Sadakataşı Derneği’ne dernek başkanı Kemal Özdal başta olmak üzere yönetim kuruluna ve tüm emeği geçen arkadaşlara teşekkür ederiz..

(Sancak gazetesi 24.08.2018)






























12.9.18 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad