Post Top Ad

Evladı Fatihan ; Batı Trakya..




Uzun zamandır aklımda ve niyet etmiştim, Batı Trakya’ya evladı Fatihan topraklarına gitmeye. Yaklaşık yirmi gün önce Aliaya İzzetbegoviç sempozyumu için Bursa’ya gelmiştim. Tabii Bursa’ya gelmişken kıymetli dostum Ali Mollasalih’e uğramadan dönmek olmaz.

Uzun bir zamanda dostluğumuz oluştu Mollasalih’le. Siyasetle başlayan çeşitli programlarla devam eden. Her şeyden önce gezmeyi görmeyi seven bir arkadaş.

Ali Mollasalih Batı Trakya göçmenlerinden ve Gümülcine doğumlu. Sohbet dönüp dolaşıp Batı Trakyaya gelince ben sizi götürürüm dedi. Hemen tarihi kararlaştırdık ve on beş gün sonra evladı Fatiha’n topraklarına gitmeye karar verdik.






Tabi biz yolculuk için hazırlıklarımızı yaparken, Gümülcine doğumlu Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun yapacağı Batı Trakya ziyaretine davet edildik. Ali Mollasalih ve Yavuz Atalayın dostlarla beraber yola revan olduk.

İstanbul üzerinden İpsala hudut kapısından geçtik. Karadan çıkış yapmak farklı bir duygu gerçekten. Yaklaşık seksen kilometre sonra Gümülcine’ye ulaştık. Sabah namazını 1600 yıllarda yapılmış olan Eski Camisinin bahçesinde kıldık. Cami kundaklanma tehlikesine karşın sabah namazdan sonra kapatılıyor.






Program sabah sekiz buçukta başladı. Başbakan yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ile beraber önce Bihlimder Batı Trakya İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneğinin sabah kahvaltısına katıldık. Dernek güzel bir organizasyon gerçekleştirmiş. Başarılı çalışmaları olan bir Sivil Toplum Kuruluşu.Gerçekten teveccüh ilgi, alaka sevgi üst safhadaydı.

Yolculuk boyunca bilmediğim merak ettiğim konularda başından beri gezide yanımızda olan ve Bursa’dan gelen Gümülcine doğumlu Feyiz Köroğlu kardeşim yardımcı oluyordu.





Hatırlatmakta yarar var. Gümülcine ve İskeçe’ de iki şer müftü var. Birini Yunan devleti atamış bunu halk ve Türkiye kabul etmiyor. Birde seçilmiş müftü var bunu Batı Trakyalılar seçiyor ve Türkiye kabul ediyor.

Yunan makamları seçilmiş müftüyü tanımadığı için, soydaşlarımız miras, nikah gibi resmi işlerini atanmış müftü ’de yaptırmak zorunda.

Heyet ikinci olarak Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif’i makamında ziyaret etti. Müftülük binasında adeta izdiham yaşandı.





Müftülüğe gelirken ve giderken bir şey dikkatimi çekti. Bakan Çavuşoğlu inşaatta çalışan bir soydaşımıza seslendi, “Selim baban nasıl”, bir küçük çocuğa da “Ahmet sen ne kadar büyüdün baban nasıl” dedi. Kısaca bakan kendi köyünde kendi mahallesinde büyüdüğü insanlarla beraberdi.

Tekrar yürüyerek Gümülcine Türk Gençlik Birliği ziyaret edildi. Bahçede toplanmış yoğun bir kalabalık beklemekte idi. Batı Trakya’da hiçbir tabelada yada STK ‘da “Türk” kelimesini kullanmak yasak. Dışarıda “Türk” bayrağı kullanmak yasak.! Bu faşizm hala Yunan hükümeti tarafından yaşatılmakta.





 Gümülcine Türk Gençlik Birliği “Türk “ kelimesi kullanıldığı için Yunan Hükümeti tarafından tanınmıyor. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu burada gerçekten vurgulu, anlamlı bir konuşma yaparak seslendi soydaşlarımıza. Türkiye’nin her daim onların yanlarında olduğunu ısrarla vurguladı.

Günlerden Cuma idi. Cuma namazını bölgenin en eski camilerinden biri olan İskeçe Çınar Camii’nde kılmak için yola çıktık.





Ziyaretlerimizi başından sonuna kadar Yunan polisi ve istihbaratının yoğun katılımı ile gerçekleştirdik!

Cuma bayramlaşmasından sonra İskeçe seçilmiş müftüsü Ahmet Mete’yi makamında ziyaret edildi. Çok sıcak ve samimi ortamda, yoğun bir kalabalık ile gerçekleşti program. Buradan iki Türk azınlık okulunu ziyaret ettik. He hiç birinde maalesef bayrak ve tabela yoktu.

Çünkü Batı Trakya’da “Türk” kelimesi yasak.!





Heyet yoğun güvenlik tedbirleri ile konvoy halinde İskeçe’nin bir dağ köyü olan Ketenli köyüne doğru yola çıktı. Sanki Bursa’dayız ve Uludağ’a doğru çıkıyorduk. Yeşillik ve coğrafya benzerlik gösteriyordu. Yaklaşık elli kilometre sonra Ketenli köyüne vardık.

Ketenli köyünde soydaşlarımız öyle bir karşılama yaptılar ki hepimiz adeta duygu seline kapıldık. En küçük bireyine kadar kalabalık bir topluluk Bakan Hakan Çavuşoğlu nezdinde Türkiye’yi ,Tayyip Erdoğan’ı bağrına basıyordu. 






Doğrusu manzara karşısında hepimiz çok duygulandık. Bakan Çavuşoğlu ile büyük gurur duyuyorlar. Çünkü onların evladı onların içinden çıkmıştı.

Elli metre mesafedeki meydana gidene kadar adeta izdiham yaşadık. Çok samimi içten bir karşılama idi bu ve ben buna siyasi hayatımda az şahit olmuştum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın köylerine “Batı Trakya” çayına gelmesini çok arzu ediyorlar. Bakan bey mutlaka bu daveti ileteceğinin  sözünü verdi.

Ketenli köyünün bu coşkulu hali bizi çok mutlu etmişti. Zar zor ulaşılan okulun merdivenlerinden halka hitap etti bakan bey. Doğrusu soydaşlarımız bizleri çok etkilediler.





Ketenli köyünün sarı saçlı, mavi gözlü kızancıklarından iki kelime ile bahsetmeden geçemeyeceğim. Kızancıklarla baya konuştum. Akıllı ve çok güzeller.

Heyet buradan yine bir dağ köyü olan Şahinli’ ye hareket etmişti. Aynı coşku burada da hiç eksilmeden artarak devam etti. Gece olmasına rağmen.Doğrusu bizi takip eden Yunan polisleri ve istihbaratı bile şaşmıştı bu ilgiye!





Bu köyden ayrılıp Gümülcine merkeze doğru hareket ettik. Ekip sabahtan beri yoğun bir şekilde dolaşıyordu.Saat akşam sekiz olmasına rağmen gidilmesi gereken iki yer daha vardı.

Bakan bey bir jest yaparak yolumuzun üzerinde heyetin kaldığı otelde, heyete kahve ısmarladı ve sohbet etti.  Bu gerçekten iyi geldi. Program yoğun ve yorucu geçmişti.

Bu günün son durağı Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu beyin doğduğu büyüdüğü ve yirmi yaşına kadar yaşadığı, en yakın akrabaların yaşadığı Delinasuh köyü idi.Köy meydanında köylülere seslendi. Daha sonra bakan beyin baba ocağına geçildi.





Bakan beyin baba ocağında ikram edilen akşam yemeğinden sonra Ali Mollasalih, Yavuz Atayalın ve Feyiz Köroğlu bütün dostlarla beraber bakan beyi Bursa’ya uğurladık.

Bizde Ali Mollasalih ’in baba ocağı olan Değirmendere köyüne gidecektik. Köyün girişinde evi olan kahveci Ahmet abi bize gece on iki kahvesi ısmarladı. Çok yoğun ve yorucu bir gün olmuştu. Kalacağımız evi açtık sobaları yaktık ve odunların çatırdaması ile uyuyup kaldık.





Sabah kalktığımızda kendimi Bursa’nın bir köyünde hissettim doğrusu. Kuş sesi, horoz sesi muazzam bir atmosfer. Dedim ya kendimi hep Bursa’da hissettim bu gezide.




Kahvaltıdan sonra başladık köyü ve Mollasalih’in akrabalarını dolaşmaya. Tabi anılarda canlandı hafızalarda. Eski camisi, çeşmesi, tütün tarlaları. Ne güzel bir sözle karşılıyorlar bizi “ Hoş geldin be kızanım” çok samimi ve çok güzel bir hitap.

Burada Ali beyin Amcası, yengesi ve amcaoğlu Gümülcine vaizlerinden Salih Mollasalih’le oturduk sabah kahvelerini içtik. Tütün ekimi ve hasatı ile ilgili bilmediklerimizi öğrendik.





İki kelimede Gümülcine evlerinden bahsedeceğim. Bu evlerin karşılıklı iki kapısı ve ortada büyükçe bir avlusu var. Oldum olası içinde avlu olan evleri çok sevdim. Kendinize ait bir dünyanız oluyor adeta.

Köyden ayrılıp Kurban tepe mevkiine çıktık. Yüksek bir tepe burası vadiye hakim. Burada dokuz yılda bir dokuz kurban kesilir ve kazanlar kurulur. Akabinde yağmur duası yapılır. Derler ki daha tepeden inmeden yağmur yağar.

Kurbantepe ’den Gümülcine ovasını seyredip, öğlen ezanlarını dinleyince bir hüzünlendik. Mahzun tutsak bir ezanın sesi gibiydi. Çömelerek oturduk ve uzunca ovayı ovadaki Değirmendere, Menentler, Kozlukebir köylerini seyrettik.





Daha sonra Tepeden Menetler köyüne indik. Güzel ve havadar bir köy Menentler. Menetler köyünü şöyle bir turlayıp Kozlukebir Köyüne doğru hareket ettik.

Yolda çok ilginç bir köprüye denk geldik. Dere asfaltın üzerinden akıyor. Arabalar buradan devam ediyor. Kışın ise yol işlemiyor. Sanki Yunanın bölgeye eziyeti gibi!  

Kozlukebir Köyünde bölgenin ilk vaizlerinden ve ilk İlahiyat fakültesi mezunlarından Halil Hüseyin beyi evinde ziyaret ettik. Halil Hüseyin bey Ali Mollasalih’in de kayınpederi aynı zamanda. Her Batı Trakya evinde olduğu gibi tok olduğumuza ikna ettiğimiz için kahvelerimiz geldi.





Eskiden başlayan bir sohbetle günümüze Batı Trakya sürecini anlattı bize Halil Hüseyin bey. Ne eziyetler yapılmış ne eziyetler. Seksen yaşındaki Halil Hüseyin beyin dinçliğini kıskandım doğrusu.

Sohbetten sonra tekrar Gümülcine merkeze geldik. Tabi Ali Mollasalih dostumuz vatanında olmasından dolayı tanıdıkları akrabaları selam verenimiz boldu. Tekirdağ’dan Gümülcine’ye gezmeye gelen Eyüp Kanar dostumuzla karşılaştık.İlk gün içerisine giremediğimiz Gümülcine Yeni Camisini ziyaret ettik. Ahşap ve 1600’lü yıllarda yapılmıştı.





Her gittiğim Batı Trakya evinde şuna dikkat ettim. Bize hoş geldin “Kızanım” diyen amcalar, teyzelerin gözünün içi parlıyordu. Onlar vatanında yaşıyor ama, bayraklarının altında değil gölgesinde yaşıyorlar.

Gümülcine çarşılarını şöyle bir dolaştıktan sonra bu günlerin buralarda dolaşmamıza büyük katkısı olan Batı Trakya Tür toplumu liderlerinden merhum Dr. Ahmet Sadık ‘in kabrini ziyaret bir borçtur buraya gelenlere.

Çatıdaki bir kremiti bile değiştirmenin yasak olduğu doksanlı yıllarda Dr. Sadık Ahmet  Anavatanın ve Turgut Özal’ında büyük desteği ile Batı Trakya’da büyük bir hak  mücadelesi başlatmıştır.





O güne kadar Batı Trakya’daki soydaşlarımıza “Yunanistan’daki Türk azınlığı” denirken, Sadık Ahmet’in mücadelesinden sonra  artık “ Batı Trakya’daki Türk Toplumu denilmeye başlamıştır. Yirmibeşbin gibi büyük bir oyla Bağımsız Milletvekili seçilerek Yunan Parlamentosuna girdi Sadık Ahmet. Öyleki Yunanistan Sadık Ahmet yüzünden seçim kanununu değiştirdi.

Bu mücadele Dr. Sadık Ahmet’in önüne hızla bir Traktör çıkana kadar devam etti.! Evet, Batı Trakya Türk toplumu lideri Dr.Sadık Ahmet 1995 yılında faili meçhul bir Traktör kazasında şehit edildi.

İşte bu duygularla gittik Dr. Sadık Ahmet’in mezarına. Mezarlığın bir kısmı şehitlik olarak ayrılmış. Ali Mollasalih ve Yavuz Atalayın ’la beraber çok duygulandık. Dua ve rahmetle yâd ettik Dr. Sadık Ahmet’i. 

Mezarın başındaTür Bayrağı dikememişler. Çünkü “Türk Bayrağı” Batı Trakya’da yasak!






Bu duygularla ayrıldık Gümülcine’den. Artık yönümüzü Anavatana çevirmiş idik. Yolumuzun üzerinde Hudut kapımız İpsala’nın karşı tarafına düşen Dedeağaç vardı. Dedeağaç Yunanistan’ının sahil kesiminde kalan ilçelerinden ve Batı Trakya’yı oluşturan üç ilçeden biri. Batı Trakya üç ilçeden oluşur. Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe.

Dedeağaç’ta mola verdik ve şehri dolaştık. Doğrusu bir Gümülcine ve İskeçe havası burada yok. Şehri dolaşıp kahve molası verdik. Tekrar anavatana doğru yola revan olduk.

İpsala Hudut kapısının Yunanistan tarafından pasaport kontrolü yaparak hızlıca geçtik. Bizim tarafta bayrağımız gözükmüştü. Çok Yurtdışına çıkmıştım ama karadan çıkıp gelememiştim hiç. Bu çok farklı bir duygu. 





Bayrağımızı görününce bizi bir sevinç kapladı. Sınırımız Meriç nehrinin üzerindeki köprünün ortası idi.Köprünün ortasını biraz geçtik ve durduk. Bizim askerlerimizin hemen yirmi adım ötesinde Yunan askerleri vardı. Öylece resim çektik ve bayrağımıza baktık.

Köprüde nöbet tutan asker Urfalıydı ve Kürt’tü. Bizim ne ayrı gayrımız olur ki, hududumuzun namusu Kürt’e, Türk’ e, Laza, Çerkez’e emanet. Biz kadim Yurt Anadolu’yu böyle oluşturmadık mı ?

Köprü ortasından diğer arabaların korna çalması ile hemen uzaklaşıp kontrol noktasından ülkemize giriş yaptık. Bizi bir acayip hava kapladı doğrusu.

İstanbul’a doğru yola koyulduk. Yol arkadaşlarım Ali Mollasalih ve Yavuz Atalayın daha buradan Bursa’ya devam edecekti. Ama yine kadim bir dostumuz olan Ahmet Akçay’ın kahvesini içmeden Tekirdağ’dan geçmek olmaz. Tatlı bir sohbetten sonra İstanbula doğru yola revan olduk.

Batı Trakya’da şu iki şeyi gördüm. Batı Trakyalıların bir ayağı, bir yarısı Bursa’da. Tabii Türkiye’nin diğer illerinde.





Şunu unutmayalım ki İpsala’da bitmiyor bizim vatanımız. Belki oralar resmi sınır.
İpsala’dan ötede İskeçe’ye kadar Yunanistan bayrağı altında yaşayan, bizle beraber nefes alan, bizle beraber ağlayan, bizle beraber gülen, biz olmadan yaşayamayan topraklarımız var. Orada Yunanistan bayrağının dalgalanması bizim vatanımız olmasını engellemez.

Allah vatanımızda bayrağımızın gölgesinde, minaremizin dibinde adaletli, özgür bir yaşamdan bizi ayırmasın.

Selam ve Dua ile..

                                           
( Sancak Gazetesi 10-11 Kasım 2017 )


10.11.17 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad