Post Top Ad

Egemenlik Kayıtsız Şartsız Meclisteki Partilerindir.!



Bayram Ali Akyüz

Ülkemizde son altı ayda yoğun bir şekilde anayasa değişikliği tartışması yaşandı. Yeni anayasa maddeleri ve beraberinde gelecek yönetim şekli mecliste oylandı ve kabul edildi.
16 Nisan Pazar günü de halk oylamasına sunulacak. Yani noter vazifesi gören milli iradeye götürülecek.
Amaçlanan hedef güçlü etkili bir yönetim. Yeni yönetim şekline itiraz edenler olduğu gibi, yönetim şekline ve bununla beraber verilen yetkilere itiraz eden partilerde var.
Yalnız ne hikmetse kimsenin gündeme getirmeği mecliste ki siyasi partilerin hiç itiraz etmediği bir kanun var; TÜRKİYE ADALETSİZ SEÇİM KANUNU…






Evet, Türkiye’nin seçim kanuna hiç ciddi itiraz sesi yükselmiyor.
1980 darbesinden sonra konan adaletsiz %10 barajı ve hazine yardımı, seçim kanunun öne çıkan en eşitsiz, adaletsiz ve de orantısız maddeleridir.
1983 yıllarında göze çarpan bu adaletsiz sistem sayesinde ANAP iki dönem tek başına iktidar oldu. Hazine yardımını da cebe indirdi.
ANAP’tan sonra 1992 de işbaşına gelen DYP-SHP koalisyon hükümeti de %10 barajını geçip payını alınca gıkı bile çıkmadı.
Ondan sonraki (1994) DYP-CHP hükümeti de aynı performansı gösterdi.
1997 yılında işbaşına gelen RP-DYP hükümeti de barajı aştı. Hazine yardımını aldı ve onlarında sesi çıkmadı.
1998-2003 arasındaki koalisyon ortakları da aynı yolu izledi.
2003’de iktidar olan AK Partide bu kanun için en ufak bir gayret göstermedi ve hazine yardımını alaraktan seçimlere girdi.




Ülkemizde yönetimden kaynaklanan bir takım bürokrasi ve yasalardan şikâyet ederken gerek, iktidar ve gerekse meclisteki muhalefetin şikâyeti olmadığı tek yasa ve kanun “SEÇİM KANUNU ”dur.
Bölge barajı, ülke barajı, hazine yardımı, liderlerin seçtiği vekiller ve belediye başkanları gibi anti demokratik birçok maddenin olduğu bir kanun.
Türkiye’de Cumhuriyetin kurulmasından bugüne kadar çok perdeli bitmeyen bir oyun oynanıyor. “Demokrasi adı altında, Demokratlık”.
Dünyada bile yeni bir yönetim şekli arayışları hız kazanmışken bizde de belki artık son perdeleri oynanmakta…
Seçimlerde ve önümüzdeki referandumda önümüze konan sandık, genel seçimde genel başkanların vekillerini onaylamak; Yerel seçim ise genel başkanların seçtiği belediye başkanlarını onaylamak olacak. Referandumda ise hiçbir tarafında halkın olmadığı vekillerinin yaptığı yasaları onaylamak düşüyor bize.




Türkiye’de bağımsız halkın istediğini seçtiği tek seçilmiş kişiler muhtarlardır!
Şimdi siz buna Milli İrade diyebilir misiniz?
Kendinden küçük yâda aynı görüşte olan partilere yaşama hakkı dahi vermeyen meclisteki partiler neyin kavgasını yapıyor ve kim adına yapıyor ki?
Üstelik toplumu öyle bir kutuplaştırdı ki meclisteki partiler tümden ülke reel politiğe mahkûm oldu. Ölçü, nizam, insaf, bilinç hiçbir şey bırakmadı heybemizde reel politik.
Mecliste bulunan partiler anlaşamıyormuş. Bak buda koca bir demokrasi yalanı!
Kim demiş anlaşamıyorlar; Konu %10 barajı, hazine yardımı, özlük hakları ve kendine rakip veya alternatif gördüğün sesi susturmak olsun. Partilerimiz kendi aralarında hemen tüfek çatarlar!
Derhal devreye demokrasi adı altında sonsuz perdeli ‘ DEMOKRASİCİLİK OYUNU ’ girer.
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MECLİSTEKİ PARTİLERİNDİR..


Selam ve Saygılar
16.3.17 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad