Post Top Ad

Tabii…Biz hiç açgözlü değilizdir. Hep başkası açgözlüdür..!



Günümüzde değerlerini kaybetmiş bir dünyada yaşıyoruz. Varlığımızın gerçeği ise bize bahşedilen hayatlarımızdır. Dolayısı ile en başta gelen durumumuz minnet ve şükür etmektir.

“Temelinde bolluk dünyasında, inanılmaz derecede yiyecek, içecek ve enerji malzemeleri gibi kaynakların hoyratça israf edildiği bir dünyada yaşıyoruz.”

Dünyanın yarısından fazlası açlık çekerken diğer yarısı adeta maçın ikinci yarısını beklerken “Fazla Tokluk” yüzünden kırılmakta hastane köşelerinde kıvranmakta.

Üçüncü dünyada ise temel ihtiyaçlardan bile eksik yaşıyor, bunları satın alamıyorlar. Bütün kaynaklarımız iki şeye adeta yönelmiş durumda; Silah ve İlaç.

İlaç şirketleri laboratuvar araştırmalarında zararlı görülen bir çok ilacı satmakta ve milyonları kazanmakta.. Kısaca sebebi; Aç gözlülük.

Tembelliğimiz, dürtülerimiz ve bağımlılıklarımızın üstesinden gelebilsek ne hayat çok daha iyi olacak. Bunun için çok daha çaba göstermek mecburiyetindeyiz.
Kendimizi çok açgözlü hissetmiyor yada fırsat gelse de gene de, kontrol altında tutabiliyoruz. Yada tutmak için gayret sarf ediyoruz. Ama çoğu insan açgözlülüğünü kontrol altında tutmuyor ve tutamıyor.

Arzularımızı gem altına almak, daha azı ile yetinmeyi öğrenmek için kendimizi olduğundan daha çok zorlamalıyız. Gördük ve görüyoruz ki talebin bir sonu yok.
Zenginlik insanları daha da açgözlü yapmakta. Kıtlık içerisinde olan insanın açgözlü olmasına bir anlam verebiliriz de, tokluk içerisinde bu açgözlülüğün anlamı nedir?





Varlıklı insanlar,” Zenginler kıtlık yokken bile kıtlık içerisinde yaşarlar.”

Yaşadığımız çağda insanların faaliyet ve çalışmaların çok büyük kısmı neredeyse insanlığa düşman ve zararlı.

İlaçtan bahsetmiştik yukarda. Silah ve silah sanayine 2 trilyon dolar harcama yapılıyor. Bu bütçe bu silahlarla öldürülen insanlardan toplanıyor.

Birde bunu yanında yukarıda bahsettiğimiz israf ve israf tüketimi var ki sonsuz bir uçurum. Birçok cihaz artık tamir değil kaldır at şeklinde tüketiliyor.

Evlerimizde ofislerimizde belki haftada bir, belki ayda bir, belki yılda bir yada hiç kullanmayacağımız eşya ve makinelerle dolu.

Hayatımızı o kadar ucuz şeyler kuşattı o kadar ucuz şeylerle donattık ki, bu bizim hayatımı ucuz ve beş para etmez hale getirdi maalesef.

Bolluk içerisinde yaşadığımız şu ülkede bile kıtlık kaygısı ile yaşıyoruz maalesef. Sürekli bir “aç kalma” parasız kalma, evsiz barksız kalma, iflas etme kaygısı ile yaşıyoruz.

Bu Mali güvence kaygısı bizi maalesef “Mali özgürlük Peşinde koşmaktan “ dolayı kısaca bizim anlayacağımız dil ile, Paranın peşinde koşmaktan dolayı modern kölelik olan Kapitalizmin kölesi olarak özgürlüğümüzü kaybettik.

Biz “Paraya” yaklaştıkça özgür ve rahat edeceğimizi zannederken aslında köleleşip rahatlık yerine kaygı sahibi bir açgözlü oluyoruz.

Gördük ki ne kadar çok zenginlersek ve para sahibi olursak o kadar rahatlama değil kaygı sahibi oluyoruz.

Dünyada ve ülkemizde en kaygısızlar ve yaşamın yavaş sürdüğü komşuluğun yardımlaşmanın devam ettiği yerlerde var. Bu ekonomik alanların dışında kalan köyler ve tabiri caizse ”kıtlık bölgelerinde” hayat hala kaygısız ve telaşsız devam etmektedir.


Bolluğu kıtlığa dönüştürüyoruz. Bu dengesizlik biz daha fazla açgözlü yapıyor.

Bir yerde amaca ulaşmak için kullanılan araçlar amaç olursa orada ciddi sıkıntılar oluyor.

Yaşamımızı sürdürmek için bir araç olan “Para” ana gayemiz ve “amacımız” olduğundan dolayı kaygımızda bitmiyor telaşımızda..
Anı yaşayamıyor ve yaşam alanlarımızı cehennem haline getiriyoruz maalesef.

“Bolluğu kıtlığa dönüştüren para açgözlü olmayı doğuran” en büyük neden oluyor..





13.1.17 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad