Post Top Ad

Biz Ona İki Yolu Göstermedik mi?



Sonsuzluğun sahibi, Yüce Kitabında; Biz ona eğri ve doğru iki yol göstermedik mi? (Beled 10) diye sesleniyor insanlığa ve inanlara.

Müfessirler bu ayetin tefsirinde tefsir ederken şu konulara dikkat çekmişler. “Doğrusu insan gücü ile aldanıyor. Halbuki kendisine bu derece güç ve kuvvet veren yüce Allah'tır. Kendisine yapısı bu derece hassas ve ince, nesneleri görme gücü son derece hassas iki göz vermiştir.”

“İnsanı konuşma yeteneği ile diğer canlılardan üstün tutmuş ve kendisine konuşmanın en sağlam aracını vermiştir. "Bir dil iki dudak vermedik mi?"
Sonsuzluğun sahibi konuşma yeteneğimiz ve akıl ile diğer yaratılmışlardan üstün olduğumuzu belirtmiş ve bize diğer canlılardan farklı, iki önemli yolu gösterdiğini beyan etmekte.



Her insan, aklı, bilgi ve kendini koruma içgüdüsüyle, davranışlarını ayarlamalı. İnsanın yaradılışında yapması ve yapmaması gereken işlerin sınırını çizmeye varıncaya kadar pek çok konuda tedbirli davranmayı bilen ve uygulayan bir yapıya sahiptir.

Aksi takdirde düşünen, muhakeme eden, aklını kullanan insan olma özelliğinden hiç mi hiç yararlanmayan ve bu yüzden de çok yönlü zarara uğrayan bir varlık oluruz.

Tabii ne kadar düşünürsek düşünelim, ne kadar aklımızı ve bilgimizi kullanırsak kullanalım, sonuçta biz etrafımızdaki insanları dışa yansıyan haliyle tanırız ve kararlarımızı bu doğrultuda veririz.



Tek başına yaşayamayacak bir varlık olarak yaratılan insanın, sürekli birileriyle ilişki içinde olması gibi bir sosyal zorunluluk vardır.

Yaşadığımız bu çağda ise tam tersine yaşanılan tecrübelerin insanı başkalarından uzak durmaya, onlara karşı mesafeli davranmaya itmekte. Batıdan Doğuya doğru dünyayı büyük bir etki altına alan” Bireysellik” kasırgasına kapılmış durumdayız.

Toplum ve topluluk olarak ortak bir hayat kurmak istiyor isek çözmemiz gereken en önemli çelişkilerden biri budur. Dünyada “Hümanizm” tavan yapmışken insan sevgisi güya en tavandayken, hiçbir dönemde olmadığı kadar da kan dökülmekte!


Çıkar çatışması olmadıkça, insanların gerçek yüzünü tam anlayamıyoruz. Böyle bir durumda, çoğu kez, o insan hakkında yanıldığımızı anlıyoruz.

Ama duygusal olarak, etrafımızdaki hiç kimseye kuşkulu gözlerle bakmak, onların söylediği her söze, yaptığı her harekete şüpheyle yaklaşmak, sonuçta kalabalıklar ortasında yapayalnız kalmak gibi bir paranoya ile karşı karşıya kalmak anlamına gelmekte.

Sonuçta insan hem iyilik hem kötülük yapabilecek özellikte yaratılmış bir canlıdır. Sevmediğimiz, beğenmediğimiz, karşı çıktığımız pek çok olayın faili yine hepimizin tanıdığı, hatta yakınımız olan insanlardır.


Dünyayı cennete çevirip orada yaşar gibi insanca rahat bir hayat sürme imkânı varken, kendi ellerimizle bunu yok eden, ortadan kaldıran ve kendi kendimize hayatı zehir edip cehenneme çevirende biziz.

İnsana nimet olarak bahşedilen iki gözüne, diline, dudaklarına ve konuşma yeteneklerinin yanında ek yeteneklerde vermiştir.

Sonsuzluğun sahibinin kula  (iyiyi ve kötüyü) kavrama cennete ve cehenneme giden yolu öğrenme, yeteneği bahşetmesi ve ona vermiş olduğu bu doğru yol nimeti ile Hayrı göstermesi ne kadar büyük bir nimet olduğunu idrak edebiliyor muyuz?


İşte bütün bu nimetler, "insanoğlu “nu kendisi ile cennet arasına engel olan şu sarp yokuşu (Beled 11 ), yüce Allah'ın şu ayette açıklamış olduğu bu yokuşu aşmak için olanca gücü ile ona atılmaya itmemiştir.(Beled 12).

Selam ve Saygılar


4.1.17 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad