Post Top Ad

Çağdaş Dünyada Ortak Değerlerle Yaşamak



Bayram Ali Akyüz



Dünyada uzun zamandır bir huzursuzluk, bunalım ve savaş hali hüküm sürmektedir. Gittikçe derinleşen bu hal, insanları ve inananları bugünün insanı olmaktan ve günü yaşamaktan alıkoymaktadır.

Şu soruya cevap aramaktayız ; “İnsanın hem zihinsel hem bedensel özgürlüğünün tehdit altında olduğu bir çağda insanlığını korumakta hala kararlı olan insan ne yapabilir?

Kısacası insanlığımızı, değerlerimizi ve inançlarımızı nasıl koruyacağız?

İnsan menfaati için her şeyi yapabilecek, hatta birbirini boğazlayabilecek ölçüde açgözlü ve ihtiraslıdır. İnsanın doğası böyledir.

Yaratılmışların en üstünü bir anda mahlukatın en berbatı, kötüsü en zalimi haline gelebiliyor.

Öyleyse kültür uygarlık, inançlar ve inanılan değerler insanın bu eğilimleri ile başa çıkmak için vardır.

İnsanı iyiliğe sevk edecek ve insanlık çizgisi içinde tutacak bu ortak değerlerdir.

Toplumların dinine, diline, etnik aidiyetine bakmadan; Herkes için adalet, eşitlik hürriyet, temel insan hakları vurgusu ve bunların gerçekleştirilmesi insan olarak test edildiğimiz temel ölçütlerdir.

İnsan ve insanlık motor şekline sokulup kapital bir köle haline getirildi.

Dünya insanı, yaşadığı çağın yabancısı haline getirildi. İnsanın hak ve özgürlük alanını daha da genişleten her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

“Kişileri baskılayan otoritelere karşı kişiyi ve toplumu koruyacak bir yapıya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmakta.”

"Yeni bir yüz yıla ve yeni bir dünyaya doğru yol alıyoruz. Toplumumuzun bütün kesimlerinin kendini yeniden değerlendirmeye tabi tutması gerekiyor.”

Ön yargıları bir kenara bırakarak, ortak ve çağdaş değerler etrafında uzlaşmak gerekiyor. Çağdaş değerleri reddederek bir yere varmak mümkün değildir.

Beraber ve barış içerisinde bir arada yaşamanın sihirli formülünü bulmak zorundayız.

Bu formül, uzaklarda, çok uzaklarda “Kaf Dağında” gizli değil; yakınlarda, kendi tarihimizde ve kültürümüzde saklıdır.

Milli Şairimiz  Akif’in  "Her yeni yeni diye alınmaz, iyi ise alınır; her eski eski diye atılmaz, kötü ise atılır" diyerek konuyu aslında ne güzel izah ediyor..

“İyinin ve kötünün ölçütü de "yeni, çağdaş, modern" olmak değil, ya evrensel veya inanılan dine göre "iyi, meşru, faydalı ve doğru" olmaktır. “

Barış içinde bir arada yaşamak değerlerimizi esas almak, iyi ve doğrunun ölçütü kılmak ve bu değerler etrafında birleşmek zorundayız.

Körü körüne Batıya teslim olmadan ya da, yine gözleri bağlı ona sırtını çevirmeden batıya karşı özgüvenimizi geliştirebilmek durumundayız.

Bir düşünür bunu şöyle ifade ediyor ; “Batı'nın, dinden vazgeçerek bugünkü medeniyete ulaştığını iddia ettiler. Böylece İslam'a bilmeden sahip çıkan halkla, İslam'ı, bilmeden reddeden aydınlar aynı cahilliği paylaşmış oldu.”

“Müslüman dünya kendini Doğu-Batı ilişkileri; Hikmet, öğüt, en iyi ile mücadele şeklinde yeniden tanımlanmalıdır.”

Biz Müslüman topluluklar sürekli geçmişe dönük bir yüzümüz var, geçmişe dönük seyahatler yapıyoruz. Bir türlü geleceğe bakamıyor ve ideallerimizi aktüel hale getiremiyoruz.

“Bunun içinde bir türlü yeni bir medeniyet ihtimalimiz gün yüzüne çıkmıyor.”

Üzerine yükselecek sağlam temelleri olan  düşüncelerimiz olmayınca yapacağımız tek şey ; başlarının mücadele ve fikirleri ile kendimize fobi oluşturmak..

İnsan düştüğü yerden kalkar derler; düştüğümüz yer özgürlüğümüzü ve cesaretimizi kaybettiğimiz yerdir.

Artık duygulara hitap etmekten vazgeçip, akıllara hitap etmeye başlaya zamanı çoktandır geçiyor.


Selam ve Saygılar



(Sancak Gazetesi 28.10.2016)

25.10.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad