Post Top Ad

Tam Bağımsızlığımızı Kaybettiğimiz Gün ; 12 Temmuz 1947







1947 yılında Amerika Birleşik ,Truman Doktrini, Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyet karşıtlığının bu yeni politikada temel esas olduğunu ilan ettiği yıllardı.
Truman Doktrini , Başkanı Harry Turuman tarafından Sovyet tehdidine karşı hazırlanmış plandır. Bir nevi iki kutuplu dünyanın, soğuk savaşın başladığı tarihtir.
Bu doktrin ile Amerika Birleşik Devletleri "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır.
1947 yılında ABD “Yunanistan ve Türkiye’nin Sovyetler Birliğinin eline geçeceği, bunu önlemenin yolunun iki ülkeye acilen ekonomik ve askeri yardımda bulunmak gerektiğini” belirtti.
Ardından da Başkan Truman, Kongre’den seslenerek Türkiye ve Yunanistan için 400 milyon dolar yardım talep ediyor ve ekliyor;
Türkiye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Ortadoğu’daki düzenimizin korunması için elzemdir” diyordu.
Truman Doktrini ile ABD, geleneksel dış politikasını değiştiriyor ve I. Dünya Savaşı sonundaki tutumunun aksine dünya siyasetinde aktif bir rol üstleniyordu.
Sovyetlerin Türkiye'den Kars,Artvin,Ardahan ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef'de ABD'den askeri destek istemişti.
Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye'de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesini talep etti.
Milli Şeflik, 5 yıllık kalkınma planları" ve Köy Enstitüleri gibi Sovyetler ‘den esinlenmiş uygulamaların kaldırılmasını talep etti.
Truman Doktrinini Yunanistan açısından en önemli sonucu ise, Yunan İç Savaşı’nın seyrini değiştirip, merkezi hükümetin komünistleri yenmesini sağlamış olmasıdır.
Böylece Soğuk Savaş’taki ilk silahlı mücadelelerin birinden Batı Bloğu galip çıkmış oluyordu.
Truman Doktrini, kendisinden sonra gelecek olan Marshall Planı’na öncülük etmiş ve doktrinin başarısı Marshall Planı’nın hazırlayıcısı olmuştur.
Türkiye O yıllarda BM ye üye olmuş, Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde de İsrail’i tanımıştı.
Türkiye batı ittifakının bir üyesi ve ABD ‘müttefiki konumunda idi.
1950’de Kore’ye asker gönderdik. Truman doktrini ile başlayan bu süreç Türkiye’nin bu savaştan sonra NATO’ya kabul edilmesine karar verildi.
İnönü döneminden sonra Menderese de ABD 1958 yılına kadar bolca hibe ve yardımda bulundu. Taki 1958 yılındaki ekonomik krize kadar.
1958 yılında ABD muslukları kısınca Menderes “Sovyetler ile işbirliği yaparız” dedi. Bu onun ölüm fermanını imzalaması idi. Nitekim iki yıl sonra darbe ile indirildi ve idam sehpasına gönderildi.
1960 dan sonrada ABD yardımını övünerek kabul eden İsmet Paşa,1964 yılında, Kıbrıs olayları nedeniyle sorunu asker eliyle çözmeye kalkıştığında ABD Başkanı Johnson o ünlü mektubu ile bağımsızlığımıza adeta müdahale etti.
Johnson İsmet Paşa’ya Çankaya’da evinde otururken uçakla çekilmiş bir resmini göndermişti mektupla. Her hareketinden haberdarız diyordu küstahça.
ABD yardımını övünerek kabul eden İsmet Paşa,1964 yılında, Kıbrıs olayları nedeniyle sorunu asker eliyle çözmeye kalkıştığında ABD Başkanı Johnson “ bunu yapamazsınız. Benim emrimi dinlemez de Kıbrıs’a çıkmaya kalkışırsan NATO ve ben seni korumam” demişti.
Kıbrıs’taki soykırımı önleyememiştik. Oysa uluslararası sözleşmelere göre soykırımı önleyebilirdik. Evet, sözleşmelere karşın yapamadık, çünkü İsmet Paşa’nın övünerek kabul ettiği Truman Doktrini emretme irademizi elimizden almıştı!
İsmet Paşa kendisinin ABD tarafından fena bir şekilde aldatıldığını anlamıştı. NATO Başkomutanı ve aynı zamanda ABD Genelkurmay Başkanı gelip ordumuzu denetlemişti.
Bugünlerde olduğu gibi NATO’nun doğu kanadı zayıftır deniliyordu. Türkiye’nin NATO’dan çıkartılması lazım denmesi o günde söyleniyordu. Ordunun denetlenmesi ve laf edilmesi ve aşağılanması İsmet Paşaya dokunmuştu.
İsmet Paşa New York Times gazetesine 1964 sert bir demeç vererek rest çekti NATO ve ABD’ye.“Gerekirse dünya yeniden kurulur, bu yeni kurulan dünyada Türkiye yerini alır” dedi.
İsmet Paşa hükümeti hemen akabinde altı ay sonra bütçe onaylanmadığı için düşürüldü.! ABD için aranan taze kanın adı artık ; Süleyman Demirel idi.
Truman Doktrini için yollara düştüğümüzde, Johnson mektubuyla tehdit edildiğimiz günlerden bugünlere 1 Mart 2003 geldik.
1 Mart Teskeresinin mecliste ret edilmesine ABD çok höykürdü ve kinlendi.
ABD’ye güvenerek yola çıkanların yarı yolda bırakılacağı duyurulmuştu geçmişte, bu söze inanmayanlar çıktı.
1947 sonrası uzun yıllar, ABD dostluğu perdesi altında, ülke ABD ve yetiştirdiği kimi görevlilerin açıktan ya da siyasetin gizleriyle denetimi altına alındı.
27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül o dönemin eseriydi. ABD’nin denetimi sonucu geldiğimiz 12 Eylül sonrası ve günümüzde ABD denetiminin etkinliği sürmekte.
ABD’nin açıktan birçok kişi için söylediği ” Bu adamları istediğiniz gibi kullanabiliriz…” sözleri bağımsızlığımızı ve onurumuzu ayaklar altına alıyor.
Vatan dediğimiz bu toprakların bedeli parayla ölçülemez. Vatan denilen toprağın bedeli yoktur, o toprak parayla alınmamıştır. Canla kanla alınmıştır.
ABD’nin dost olmadığı artık anlaşıldı, ama neyi nasıl yapacağımız belirlenemiyor… Bir çıkmazın içinde çırpınıyoruz…

Selam ve Saygılar




(Sancak Gazetesi 22.09.2016)








21.9.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad