Post Top Ad

Neden bu kadar öfkeliyiz ?


Öfke; kişinin hoşuna gitmeyen bir şey karşısında intikam arzusuyla gösterdiği saldırganlık hissidir.

                           

Uzmanlar diyor ki; “Öfkeli bir ruh hali hem kendi bünyesine hem de çevresine zarar verir. Eğer son zamanlarda olup olmadık konularda anlık öfke patlamaları yaşıyorsanız, öfkenizi kontrol etmeyi öğrenmelisiniz.”



Asıl soru; niye bu kadar sinirli olduğumuz aslında.



Sıkışık bir trafikte ilerlerken diğer sürücüye küfreden, maç izlerken kaçan gol yüzünden eline geçirdiği şeyleri oraya buraya fırlatan yediği yiyeceğin tuzu az diye esnafa esip gürleyen insanlar bunların en yaşanır olanları.



Siyasi rakiplerine adeta yok edercesine saldıranlar, kendi takımı dışındaki diğer takım taraftarlarını öldürmeye kadar giden öfkeli fanatikliklerden tutalım da kuyrukta fatura yatırmak yâda bilet almak için bekleyenlerin öfkeli kavgalarına kadar çok uzun bir liste.



Bunlar rahatsız olduğumuzu ayan beyan gösteriyor.



Fakat bu öfkenin geri planında birkaç kontrolsüz davranıştan başka şeyler de var. “Eğer haftada birkaç kere kendinizden geçercesine öfkeleniyorsanız, tepeniz ikide bir atıyorsa, büyük bir ihtimalle bu rahatsızlıktan mustaripsinizdir”.

.



Duygularımız, yüz ifadelerimiz, vücut dilimiz veya konuşurken sözcüklere yaptığımız vurgulardan ne kadar öfkeli olduğumuzu belli ediyor. Öfke bozukluğu yaşadığımız içinde bu ipuçlarını doğru şekilde yakalayamıyoruz. O zamanda genellikle bütün olayları olumsuz bir şekilde değerlendiriyoruz.



Öfkeli olmamızın diğer parçası ise karşılaştığımız tehlike karşısında ne yapacağımızdır.  Birçoğumuz, beynimizin, “eline bir sopa al ve karşındakini bir güzel patakla” emrini algılıyor maalesef.



Hem içinizdeki ses hem de etrafınızdaki insanlar biraz sakinleşmeniz gerektiğini söylüyorsa, öfkemize esir olmak üzereyiz demektir.



Aslında öfke tamamen zararlı da değildir. Uzmanlar “kontrollü bir şekilde etrafına ve kendine zarar vermeden öfkenin boşaltmanın bir gereksinim olduğunu da söylüyorlar”. Pasif direniş, korkularını caydırma, sosyal yaşamdaki konumunu dengelemek için bazen da gereklidir.



Bilindiği gibi öfkeli insanlar kötü tercihler yapar ve fevri davranışlar sergileyerek düşünmeden karar alırlar.



Uzmanlar ülkemizde ki sinirlilik hali ne kadar yoğunsa, kalp krizi ile karşılaşma ihtimali de o kadar yüksek oluyor diyorlar.



Her birimizin arada bir öfkeye kapıldığını kabul etmek gerek. Eğer çok basit, incir çekirdeğini bile doldurmayacak meseleler öfkemizi kontrol edemediğimiz için büyük tartışmalara dönüşüyor maalesef.



Peygamberimiz:" Bende insanım. İnsanlar gibi kızarım. Eğer kızgınlık halimde birine lanet edersem, yahut sert söz söylersem, yahut döversem, Allah’ım benim bu azarımı ona rahmet vesilesi eyle." buyurdu.





Yüce Kitabımızda rabbimiz buyuruyor ki; Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.(Ali İmran 134)



O zaman kendi dizginlerimizi elimizde tutmak için bir şeyler yapmamız gerekiyor demektir.


Rahmeti bol olan Allah affedicidir, bağışlayıcıdır, yalnız ona güvenir, yalnız ondan yardım dileriz.

Özgürlüğün ruhu bundadır.




2.9.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad