Post Top Ad

Haddi Aşmak



Hayat bize; hem kendimizden hem de çevremizden inanç ve kültürümüzden aldıklarımız bize, doğru ve en önemlisi ölçülü olmamız gerektiğini söyler…

Bu insanın haddini, yani sınırlarını bilmesi anlamına gelir. Toplumda genel bir söyleyiş vardır; “İslam’ın şartı beştir, altıncısı haddini bilmektir.”

Çoğu zaman bu kural unutulur hepimiz haddini aşan söz ve davranışlarda bulunuruz. Bundan dolayı üzülür ve bunu düzeltmeye çalışırız.

İnsan yaradılışı itibari ile hata ve kusur yapmaya müsait bir varlıktır. Zaman zaman hepimiz bu durumu yaşarız. Hata ve haddi aşmayı kâh istem dışı, kâh da bilinçaltında şuurlu ve planlı bir şekilde yaparız.

Toplum önünde konuşanlar, özellikle ,siyasetçiler, aydınlar, hocalar, sanatçılar gibi kesimlerin haddi aşmaları fazlaca konuşulur.

İki berbat örnek verelim haddi aşmaya. Birincisi bir profesörün hiçbir ilmi, bilim, insani, edep ve ahlak kuralı ile uzlaşmayan “İnsan dışkısı yemek faydalıdır” şeklindeki iğrenç sözleri.

Yine bunun yanında hiçbir ilmi dayanağı rivayeti olmayan “Ashabı Kiram Peygamberimizin idrarını içerdi, üstüne sürerdi” şeklinde bir hocanın kitabına yazdığı saçma sapan bilgiden yoksun cahilce sözleri.

Liste böylece uzayıp gidiyor. En fazla haddi aşan beyanda bulunan grup ise siyasetçi ve idarecilerimizdir maalesef. Siyasilerinde en çirkin ve sürekli tekrar ettikleri haddi aşma ise kadınlar ve siyasi rakiplerin aile fertleri üzerinden yapılanlar.

Bir bakıyorsunuz bir sanatçı, ilim adamı, siyasetçi, kadını düşüncesi siyasi duruşu, giyimi kuşamından dolayı hor görüyor aşağılıyor. Bir bakıyorsunuz kadını cinsel bir obje olarak görüp haddini aşıyor.

En son bir siyasetçi başka bir siyasi rakibi olan bayan bakan hakkında haddi aşan kelimeler kullandı. Tek kelime ile düşüncesizlik, özensizlik, olduğu makamın sorumluluğunu unutmak.

Siyasetçiler özür dilemenin bir erdem olduğunu söyler ama asla özür dilemezler. Özür dilese tabanına bunun hesabını veremez.

Özür dilemiş olsa haddi aşmayı istem dışı yaptığına samimi olduğuna inanır insan, bu şekilde ise bilerek ve kasten yaptığı hafızaya kazınıyor.

Peki, bu haddi aşan siyasilere verilen cevaplar tepkiler ne durumda? Onlarda da o açıklama kadar berbat. Birisialçak der, aşağılık, edepsiz vs. bir sürü laf.

Edepsizlik yapmakla suçladığı bir siyasiyi en az onun kadar edepsiz sözlerle eleştiren bir başka siyasi.

Haddi aşan siyasetçiyi mahcup edecek, toplum içinde pişman edecek, özür dilemeye mecbur bırakacak hiç bir hamle yok. Haddini aşan siyasi cevap olarak verilen haddi aşmalardan aldığı güçle özür dilemek yerine hatasının ve hezeyanını savunur da savunur.

Sonucunda bırakılan iki kişinin bile arasında konuşmaya utanacağı kelimeler milyonların önünde fütursuzca söylenir.

Her zaman dediğimiz bir şey var. Son yıllarda parti ve siyasetçi ayırt etmeden söylüyorum siyasette ne üslup kaldı, ne seviye kaldı nede saygı kaldı.

Kendi rakiplerine bu kadar seviyesiz, saygısız davranan siyasiler toplumdan saygımı bekliyorlar?

Bizim siyasiler, aydınlar, sanatçılar herhangi grup olursa olsun onlar beceremiyor ise bizim toplum olarak yapmamız gereken edebe, ahlaka, terbiyeye uymayan davranış ve sözler kimden gelirse gelsin söyleyenin partisine, vakfına, grubuna, dinine, mezhebine, ırkına bakmadan bizden yâda onlardan şunlardan demeden hep beraber edeplice karşısına dikilebilmeliyiz.

İlahi buyruğunda rabbimiz buyuruyor ki; Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.(Nahl 90)



Ve en çok ihtiyaç duyduğumuz şey,

Bize başkalarının haddimizi bildirmesi değil, bizim haddimizi bilmemizdir.



2.9.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad