Post Top Ad

Gözetim altındaki hayat


Bugün hayatımızın her ayrıntısı hiçbir zaman olmadığı kadar çok yakından izleniyor, kaydediliyor, gözetim altındakiler de genellikle gözetleyenlerle gönüllü bir işbirliği içinde.

Londra’dan New York’a, Yeni Delhi’den İstanbul’a, Paris’ten Ankara’ya, bütün büyük kentlerde kameralar artık kamusal alanların alışıldık, itiraz edilmeyen parçası haline geldi. Dünya bir odanın içinde artık.


Uçağa binecekseniz, bedeniniz boydan boya taranıp biyometrik kontrole tabi tutulur; Hafta sonu sınava girecekseniz kameralar ve üstünüzü başınızı arayan eller bedeninizde dolaşıyor.               

İnternet arama motorları ve sosyal ağlar takipçilerinin okuyucuların bütün bilgi ve alışkanlıklarını, ilgilerini, tercihlerini sessizce kaydedip piyasanın, kapitalist iştahın hizmetine sokuyor.

Günümüzün modern dünyasında, günlük hayatımızın işleyişini esneklik ve hareketlilik belirliyor. Ulusal sınırları geçmek sıradan bir etkinlik haline gelirken, sosyal medya herkesin her an elinin altında.

Her an, her dakika her şeyden haberdarız. Aynı zamanda, herkes de bizden haberdar. Tüm mahremiyet sırları ifşa edilmiş durumda.

“Kişilerin birbirlerine verdikleri değeri ve kendilerini ilişkiler içinde koydukları yeri belirleyen unsur “ mesafedir”.  Kişi  yakın hissettiği insanlara yaklaşırken hoşnut olmadığı kişilerle arasına mesafe koyar."
Bırakın kişinin diğerlerine koyduğu bu oldukça insani, anlaşılır sınırı, zaman zaman kendi iç dünyasında kapalı bir köşe bulup kendi kendisinden dahi saklanmak ister, yorulmuştur çünkü. Ama mümkün müdür bu?
Potansiyel suçlular gibi kameraların, makinelerin, makineleşmiş sistem hayat ve toplumunda dâhil olup çepe çevre sardığı bu gözetim altındaki yaşam, tüm sınır ve değerleri alt üst etmez mi? Bu bir hak ihlali değil midir? 

Günümüzün insanları, işçileri ve tüketicileri durmadan hareket ediyor, mekânın sabitlikten uzak ve zamanın sınırsız olduğu bu dünyada, hiçbir hareketimiz yok ki kaydedilmesin, izlenmesin. Sokakta yürürken, elinle kulağını kaşırken, banka ATM’sinin önünden geçerken…

Gözetim, modern hayatın bu hızlıca akan doğasına uyum sağlayarak, hiçbir zaman olmadığı kadar hızlı bir şekilde, erişemediği hiçbir alan bırakmamak üzere yayılıyor.

Her anımızın gözetlendiği karanlık bir gelecek mi bekliyor bizi? Özgürlüğe ve umuda yer kalmadı mı artık?
Bu kadar izlenen bizler, gündelik hayatın koşuşturması içinde kaybettiğimiz insan olma sorumluluğumuza nasıl sahip çıkacağız?

Kişisel hayatın deşifre edilmesi, mahrem sırların bu kadar görünür olması ürkütüyor hepimizi..




Kaynaklar :Zygmunt Bauman,Davit Lyon : Akışkan Gözetim


2.9.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad