Post Top Ad

Ben söylerken ağladım, Sen dinlerken ağlama...





Bayram Ali Akyüz

Yegâne dostumun kıymetli arkadaşımın bana ne oluyor ne yapıyorsun, demeye fırsat vermeden yaptıklarını anlatacağım size dostlar, beni azıcık dinleyin.

Her zamanki gibi hafta sonu demli çaylarımızı hazırladık.
Çatalca’da başladık koyu bir muhabbete.
Bu sefer bir başka konuşuyordu.

Bir bilge kişi, ulu bir insan gibi hayatın çetrefillerini anlatıyor ve önümüze çıkartacağı badirelerinden bahsediyordu.
Dikkatlice dinledim, bunu hep yapardı ama bu sefer farklıydı.

Bense başarılarımı anlatıyordum ona, ballandıra ballandıra. Bana aferin desin, iyi yaptın desin diye. Öyle deyince acayip mutlu oluyordum.

O gün son sohbetimizmiş meğer.
Beni yolcu ederken arabanın dikiz aynasından gördüm onu. 
Gitme diyordu yüz ifadesi ile ama ben bunu bile anlayamadım.

Cumartesi, pazar günleri hep birlikteydik onunla. Arada basit şeyler isteyip beni hafta içi de, Çatalca’ya yanına çağırıyordu. Bunlar orda var niye buradan istiyorsun demedim hiç. Sonradan anladım siparişler bahane bizi görmek istiyormuş meğer.

Salı günüydü.
Her gün görüşürdük bu sefer o aradı.
Sana birisi geliyor düğün yapacak onunla ilgilen dedi.
Onun bitmeyen gizli işleri dedim yine, bunun son isteği olduğunu anlayamadım.

O yolları tek başıma nasıl geçerek ulaştım Çatalca’ya sen hastasın dediler diye.
Köylerin içinden, kaza yapmadan geldiğimde, hastane odasının açık kapısından, bana adeta ben gidiyorum dostum der gibi baktığını nasıl anlamadım.

O andan sonra seni sadece baygın halde gördüm.
Sadece beş gün.
O gün doktorun canımızı çok yaktı.
Arkadaşların akrabaların herkesin yanında bize hepimizi üzecek şeyler söyledi. Tabi sen onları duyamazdın.

Dışarı çıktık. Çocuklarının, eşinin ve sevenlerinin bizi göremeyeceği bir yere gittik senin amcanın oğlu Mustafa’la.
Ne yapacağız Mustafa dedim.
Bu doktor yalan söylüyor, zalimin teki dedim.
Mustafa, biz ne yaparız o giderse, benim dostum, en iyi arkadaşım gidecek.
Mustafa iki yaşında o dostunu kaybetmişti.
Bana dönerek hıçkıra hıçkıra ağlayarak; Ben kırk yıldır o kelimeyi söyleyecek adam olmadan yaşıyorum dedi.

Sesimiz duyuldu. Herkesten uzaklaştığımız halde, seni kaybetme duygusu ile fena ses yapmışız.
Gece 02.00’de arabanın içinde yatarken çalan o telefona elim gitmedi bakamadım.
Ümit baktı telefona. Telefona alo deyince, zaman durdu.
İkimizde olduğumuz yere yığıldık ve kaldık.

O kadar çabuk mu geçti zaman?
Daha dün gibiydi hatırlıyorum.
Çaktırmadan beni yatağında yanına alıyordun.
Bir gece ıslatınca; sabah bu kazık kadar adamı hala yanına mı alıyorsun diye fırça yerdin.

Biliyor musun bende senin gibi yapıyorum. Kazık kadar adamlar yatarken çaktırmadan yanıma geliyorlar. Senden geçmiş bana o huy.

Hayatta en sevdiğin şey çaydı.
Çay, çay sohbeti, çay hediye etmek.
Dedin ya beni o çay bahçesine götüreceksin.
Buluşacağımız günü orada bekleyeceğim.

O yeşil mevki, çay bahçesinin içinde köyü süzüyorsun tepeden. Hem hayatin boyunca tepe ve yüksek yerleri çok severdin.

Dostum bir insan demez mi, bu bana şöyle yaptı böyle yaptı diye. Arkandan düşündüm bu insanlar riyakâr oldu galiba.
Yok öyle değilmiş anladım.

Mahallenin postacısı geldi bilsen neler anlattı. Neler yapmışsın benden gizli gizli öyle. Gizli gizli yaptığın her şey bir bir ortaya çıkıyor şimdi.

Marketteki bayan o geçen gün vefat eden kimdi dedi.
Senin olduğunu söyledim.
İyi adamdı dedi.
Nerden tanıyorsun dedim.
Eşim öyle söyledi deyiverdi bana.
Senin o yerinde oturmuşsunuz, eşine çay ısmarlamışsın, sonrada çay hediye etmişsin ona.

Sen bu dünyada bir bardak cay ile muhabbet kurmanın kitabını yazmışsın da biz okuyamadık.
Her cumartesi senin yerinde bekliyorum çay için.
Ama senin gibi olmak mümkün değil.

Hani okula giden çocuklar vardı ya mahalleden.
Sen onlara harçlık verirdin tanımazdık onları.
Onlardan biri geldi geçen gün, o dede yok mu burada artık dedi.
Boğazım düğümlendi bir şey diyemedim.
Ben abilik yapsam olmaz mı dedim, olmaz dediler.

Derdin ya ne yaparsanız yapın ama asla bir çocuğa kötülük yapmayın. Çocuk yapılanı hiç unutmaz.
İyiliği de hiç unutmaz derdin.

Hani bir gün benim inşaatımı yaparken parkelerime cila vurmadın Mehmet Bey demişti sana bir müşterimiz.
Sende beni gönderip otuz yıl önce sattığın dairenin parkelerini bir daha yaptırdığın kadın var ya, o bile geçmek istemiyor bizim dükkânın önünden artık.

Her yıl adreslerine çay gönderdiğin arkadaşların var ya, onlardan biri aradı geçen gün.
Kızacaksın ama çay biraz geç geldi bu yıl.
Bir arkadaşın aradı "delikanlı o yok diye artık bize çay göndermeyecek misiniz " dedi.

Yıkıldım kaldım senin koltuğuna.
Olur mu dedim.
Bizi affedin biz onun kadar dakik olamadık.
Tabiki gelecek, her yıl gelecek dedim.
Kızma ne olur.
Özür diledim gönlünü aldım.
Bayramlarda da arıyorum.

Ne yaparsak yapalım olmuyor.
Herkes onun tırnağı olamazsınız diyor.
Sen varken karşı koyardım bu sözlere.
Sen gidince onların haklı olduğunu anladım.

Eve giderken önümü çeviren kadında öyle dedi bana. Üzülme oğlum o iyi bir adamdı.

Bize bıraktığın mirasın manevi kısmının altında kaldık. Neler yapmışsın öyle. Biz nasıl devam ettiririz bunu bilemiyorum. Bize ağır yük bıraktın.

Adamlığın, insanlığın, dostluğun ve vefanın kilidini açacak anahtarı bıraktın bize.

Sensiz ne yapıyorum biliyor musun? Patlayınca, yüreğim daralınca sana bakıyorum, duvardaki resmine. Gözümdeki ıslaklık kurumadan kendimi senin yanında bulalı iki yıl oldu.

Zannetme seni unuttum, unutuyorum. Sadece her geçen gün hasretin kor oluyor.

O tılsımlı kelime "Baba" anlamını yitirdi kullanamıyorum o kelimeyi artık. Onu da senin yanına bıraktık âdeta. O kelimeyi kullananları fena halde kıskanıyorum. Eylül ayını da artık sevmiyorum, sevemiyorum.

Senin emanetin olan eşinin, annemizin etrafında toplandık, kenetlendik. Seni onda yaşatmaya çalışıyoruz.

Çocuklarında senin terbiyende, disiplininde yetişmişler. Merak etme.
Hepsi senin yaptığın gibi yapmaya çalışıyorlar. Ama sensizlikle başa çıkamıyorlar.

Dünyada yaşayan başka hiç kimseye o tılsımlı kelime olan "Baba" kelimesini onu kaybettikten sonra kullanamayacaksınız.
Dostunuz, arkadaşınız en büyük dua ediciniz yaşıyorsa, hemen onu kucaklayın. Yakında ise yanına gidin. Uzakta ise hemen arayın.

Biliyor musunuz en iyi dostunuz yaşıyorsa fena halde kıskanıyorum sizi.

Konuşurken hep derdin ki "Ben söylerken ağladım sen dinlerken ağlama"


Selam ve Saygılar 


( Sancak Gazetesi 21.09.2016)
Formun Üstü


18.6.17 3 YORUM

3 yorum:

  1. Her bir satirini cocuklugumdan bu yana o mubarek iyi kalpli insani dusunerek okudum.. duygulandim.. cunku ben gormedigim dedem KADIR ŞEKER'i ondan tanidim, ogrendim.. her bayram her zaman 2. Kapim onun kapisiydi cunku bana dedemi anlatmasi cok hosuma giderdi.. allah mekanini cennet etsin.. allah bize onun gibi bir baba onun gibi bir cinar olmayi nasip eylesin.. Kadir SEKER..

    YanıtlaSil
  2. Ne denir ki bilemedim. Ama o seni bir yerden izliyor kesin...

    YanıtlaSil

Post Top Ad