Post Top Ad

Afrika'nın Türkiye ilgisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  Afrika ülkeleri gezisine çıktı. Yaklaşık yüz elli kişilik bir işadamı heyetinde geziye katılıyor. Görüntülerde gördüğümüz Afrika insanı bütün sıcaklığı ile Türkiye'den gelen heyeti karşılıyor.

Bu topraklar yıllarca kapitalist vampirler tarafından sömürüldü. Geleneksel olarak kölelik kurumu Afrika'da da vardı. Kölelik, ilk olarak 1444'te başlayan ve 19. yüzyılın ortalarına kadar devam eden bir tür insan avı olarak nitelendirilmektedir. 1492 yılında İspanya'nın güneyinde kalan son Endülüs hanedanının elinde bulunan Gırnata şehrinin de düşmesiyle birlikte Kuzey Afrika'daki diğer Müslüman yurtları da tehlikeli bir döneme girdiler. Akdeniz'in güney sahilleri İspanyol yayılmacılığı karşısında çaresizlik içinde tam bir felaket dönemi yaşamaya başladılar.

Hepimizin bildiği gibi Afrika çok uzun yıllar Avrupa ve Avrupa üzerinden Amerika tarafından sömürülmüş bir kıtadır. Hem de öyle bir sömürü iki bir koldan değil belki on koldan hayat hakkı tanımayacak şekilde. Afrika kıtasının ve geri kalmasında ön önemli sömürü  kuşkusuz insan gücünün sömürülmesidir. Köleleştirme sistemi ile yapılmış olan sömürü idi bu.

1450'li yıllarda başlayan yaklaşık bin dokuzlu yılların başına kadar süren insan ticareti. Nüfusu ve iş gücü az olan Avrupa'nın kalkınması için bir fırsat gibiydi. İlk sömürü saldırılarına Portekiz başlamıştı. Ardından İspanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, İtalya kısaca tüm Avrupa. Kabileler düzeni ile dağınık halde yaşayan Afrikalıların genç ve güçlülerini köle olarak alıp Avrupa'da yok pahasına satıp çalıştırdılar. Tabili ilk başta kabileler yada bir sürü kabileden oluşan Afrika devletlerini idare edenlerin işine geliyordu. Bu köleleştirmeden onlarda pay alıyordu.

Yaklaşık dört asır bu köleleştirme devam etti. Öyle ki 1400 lü yılların başında nüfusu 100.000 olan Afrika'nın 1800 yıllarda nüfusu sadece yirmi milyon artmıştı. Hâlbuki Avrupa ve Asya nüfusu ise tam dört kart artmıştı. Kıtada kalanlar ise Avrupa ve Amerika kıtasından gelen büyük şirketlerin işlettiği maden, fabrikalarda çalışıyorlardı. Avrupalılar o kadar adaletli ve insaniyet sahibi idiler ki kırk puanda kendi vatandaşlarına verirken, dört puanda Afrikalı yerlilere veriyordu.


Afrika'dan kauçuk, pamuk, gibi ürünleri yok pahasına ürettirip yok pahasına ihraç ediyordu. Zaten köle ticareti ayrıca iş gücünden müthiş para kazanan Avrupa birde bundan kazanıyordu. Bu kadar mı sömürü tabii ki hayır.. Fiyatları isteği gibi belirleyip bedava fiyata imal edip ihraç eden Avrupa şirketlerin hepsinin Avrupa'dan temel gıda üreten fabrikaları var idi. Oradan ithal ettikleri malları ise halka ateş pahasına satıyorlardı. 4 puanda maaş alan Afrikalı bir gömleğe 12 puanda veriyordu.! Bitti mi tabii ki hayır.
Gana ile İngiltere, İngiltere ile New York arası aynı mesafe idi. Gana'dan İngiltere'ye malı getirmek için ikiyiz puanda ton başı nakliye alan İngilizler aynı malı New York'a ton başı elli puanda götürüyordu. Adeta Avrupa iğneden ipliğe kadar kıtayı dört asır boyunca sömürdü..

Afrika'yı bir köle kaynağı olarak görenler, şimdi onunla hem hammadde kaynağı, hem de pazar olarak ilgilenmeye başladılar. Ama bunun için Afrika'da çalıştıracak işgücüne ihtiyaçları vardı. Köleciliği yasakladılar.. Afrikalıların kurtuluşu olarak ilan edilen bu yeni süreç, köleliğin yeni bir biçiminden başka bir şey değildi. Köle tacirleri, madenlere ya da çiftliklere işçi temin eden kuruluşlar halinde örgütlendi.
Amerika Birleşik Devletleri'nde köleliğin yasaklanmasından sonra bazı azatlı kölelerin gemilerle taşınarak getirildikleri Liberya'da kurdukları devlet ile Etiyopya’nın bir kısmı hariç kıtanın tamamı işgal edilerek sömürgeleştirilmiş, Afrika kıtasında en büyük payı Fransa ve İngiltere almıştır. Almanlar Namibya ve Tanzanya ile yetinmek zorunda kalırken İtalyanlar Libya, Eritre, Somali'nin bir kısmını, kısmen Etiyopya’yı işgal etmişlerdir. Bu sömürü çeşit ve modelleri hep devam etti. 

Tıpkı bugünkü Avrupa’nın vasıfsız ve zayıf mülteci istemeyiz demeleri hala aynı zihniyette ve  tihniyette olduklarının ispatıdır. Avrupa işgali sömürüyü ve köleliği asla kaldırmamıştır.Sadece modernleşme içinde bu işi  modern usullerle yapıyor.!

Bu denli sömürülen ve sömürülmeye devam deden açlığa mahkum edilen bu kıtanın sayesinde Batı denen o medeniyet kuruldu.. Her Afrikalının ve mültecinin Avrupa'da hakkı ve malı vardır. Ve bir gün bu haklarını alacaklardır.
Bunun için ülkemiz Afrika'da sevilmekte ve ilgi duyulmakta. Afrika'nın yeniden kuruluş ve kurtuluşunda Türkiye önemli bir rol alacaktır.



2.9.16 0 YORUM

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Post Top Ad